Cehalet Aydınlığımız

Cehalet Aydınlığımız

Ey “Ben!” diye bize seslenen gaflet!.. Biz “Ben” içre değiliz; “ben”dir bizden!..
Ey “Biz” bilincine mahkûm cehalet!.. Sığındığın-sahiplik ettiğin dünyan ne kadar da küçük!..
Merkezden çevreye açılan bilinç!.. Ne kadar açıldığının ne önemi var: Senin asıl gafletin; sınırının ötesini görebilecek feraset genişliğinden yoksunluğun; içinde yüzdüğünü tanıyabilecek basiret derinliğini örten zihniyetin ise asıl cehaletin!..
Ben erkeğim, babayım, aile reisiyim, Türküm-Lazım, Müslümanım, İnsanım,.. diyerek giriyoruz gafletimizin, cehaletimizin, basiret-feraset kapımızın eşiğinden içeri!.. İçeri giriyor ve orada tüketiyoruz ömrümüzü: gecemiz gündüzümüz orada, deryalarımız dağlarımız, gizlilerimiz açıklarımız,..
Oysa
Varlıklardanız; galaksiler, yıldızlar, gezegenler; canlılar, cansızlar gibi.
Canlılardanız; bitkiler, hayvanlar, insanlar gibi.
İnsanlardanız; siyahlar, beyazlar, kızıl derililer, sarı benizliler gibi.
Bir ırkımız, kültür havzamız, vatanımız, milletimiz, ailemiz,.. var; diğerlerinin olduğu gibi.
Büyük benliğin parçası benliğimiz; büyük benlik, hepimizin gerçekliği; farkımız bunu nasıl kurduğumuz: Âlemlerin Yaratıcısından Yaratıcının âlemlerine her şeyi yerli yerine yerleştirme çabası, bilinç enginliğimiz-derinliğimiz; nereye ulaşırsak ulaşalım kendimizden başlamak ise sapkınlığımız, cehalet aydınlığımız.

Leave comment

Your email address will not be published. Required fields are marked with *.